18 – Kehf Sûresi – Kur’ân-ı Kerîm Çözümü – Ahmed Hulusi

http://ahmedhulusi.org/

“18 – Kehf Sûresi – Kur’ân-ı Kerîm Çözümü – Ahmed Hulusi”

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

BismillahirRahmanirRahıym

1-) HAMD o Allâh’a mahsustur ki, kuluna Hakikat ve Sünnetullâh BİLGİsini (KİTAP), kendisinde hiçbir tutarsızlık olmaksızın inzâl etti.

2-) Dosdoğru (bir Kitap’tır) da… O’nun ledünnündendir; şiddetli bir sıkıntıya karşı uyarmak ve de imanın gereği çalışmalar yapan iman edenlere, kendileri için güzel bir karşılık olduğunu müjdelemek içindir.

3-) Ki (bu iman edenler) onun içinde sonsuza dek kalacaklardır.

4-) “Allâh çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için.

5-) O konuda ne onların ne de atalarının bir ilmi vardır! Ağızlarından çıkan, ne büyük laftır! (Dolayısıyla) onlar yalandan başka şey konuşmuyorlar!

6-) Şimdi bu olaya iman etmezlerse, arkalarından, kendini harap edercesine üzecek misin?

7-) En güzel davranışı kimin ortaya koyacağı açığa çıksın diye, arzda bulunan her şeyi (veya bedensellik yaşamını) kendisine süsledik!

😎 Muhakkak ki biz arzda (bedende) bulunan her şeyi çorak bir toprak hâline getireceğiz!

9-) Yoksa bizim işaretlerimizden (sadece) Ashab-ı Kehf (mağara arkadaşları) ve Rakîm’in (bilgi yazılı taş levha) bilgisinin mi şaşılacak şey olduklarını sandın?

10-) Hani o delikanlılar, o mağaraya sığınmışlar ve “Rabbimiz (hakikatimiz olan Esmâ bileşimimiz) bize ledünnünden (aslın olan mutlak El Esmâ mertebesinden açığa çıkan özel bir kuvve ile) bir rahmet (lütfunla oluşacak bir nimet) ver ve bize (bu) işte bir kemâl hâli oluştur” demişlerdi.

11-) Bu sebeple uzun yıllar o mağarada onların kulakları üzerine vurduk (algılamalarını dünyaya kapadık, uyuttuk).

12-) Sonra onları bâ’settik, iki grubun hangisinin, kaldıkları süreyi daha iyi tahmin edeceğini bilelim (daha iyi hesap edeceği ortaya çıksın) diye. (Burada bilelim demek, açığa çıkaralım, fiilen tahakkuk ettirelim de kendileri de anlasın demektir. {Elmalılı Tefsir; Cilt:5 Sayfa:3226})

13-) (Rasûlüm) Onların haberlerini Hak olarak sana hikâye ediyoruz… Muhakkak ki onlar Rablerine (Bi-Rabbihim = hakikatleri olan şuurlarında olarak) iman etmiş delikanlılardı… Biz de onların hakikatlerini yaşamalarını kuvvetlendirdik.

14-) Onların kalplerine râbıta koyduk (şuurlarını, müşahede hâlinde devamlı kıldık)! İşte (o delikanlılar) ayağa kalktılar da şöyle dediler: “Rabbimiz (aslımız olan El Esmâ mertebesi), semâların ve arzın Rabbidir (varlıkta olan her şeyi El Esmâ’sıyla oluşturandır)! O’nun dûnunda (o kavrama denk olmayan) ilâh (varlıkta tasarruf eden) kabul edemeyiz! Andolsun, bunun aksini dillendirirsek o takdirde akıl ve mantığın alamayacağı kadar saçma bir laf etmiş oluruz.”

15-) İşte şunlar (asılsız zanlarının getirisini ilâh edinenler); şu bizim halkımız, O’nun dûnunda tanrılar edindiler… Bari bu ilâhlarının gücüne dair, açık bir delil gösterebilseler! Bu durumda, Allâh üzerine yalan söyleyerek iftira edenden daha zâlim kim olabilir?

16-) Mâdemki onlardan ve Allâh’tan ayrı olarak taptıklarından uzaklaştınız, o hâlde o mağaraya sığının ki, Rabbiniz Rahmetinden size yaysın ve yaptığınızda sizin için yararlı bir şey oluştursun.

17-) Güneş doğduğunda, mağaralarının sağından döner… Gurubunda da sol taraflarından geçer… Onlar mağaranın geniş avlusu içindedirler… İşte bu, Allâh’ın işaretlerindendir… Allâh kime hidâyet ederse, işte o hakikate erdirilmiştir… Kimi de saptırmışsa artık onu aydınlatacak bir velî bulamazsın.

18-) Onlar (ölü gibi) uykuda oldukları hâlde, sen onları ayıktırlar sanırdın… Onları sağlarına sollarına çevirdik… Köpekleri de (mağaranın) önüne iki kolunu uzatıp yaymıştı! Onları o hâlde görseydin, arkanı döner uzaklaşırdın! Onların bu durumundan heyecanlanır ürkerdin!

19-) İşte böylece, onları bâ’s ettik (BÂİS isminin işaret ettiği bir özellik onlarda açığa çıktı) aralarında yaşadıklarını sorgulasınlar, diye… Onlardan biri: “Ne kadar kaldınız?” dedi…(Bazıları): “Bir gün veya bir günün bir parçası kaldık” dediler… (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir… Şimdi içinizden birini şu gümüşle (parayla) şehre gönderin de şehrin en temiz yiyeceği hangisiyse bir bakıp, ondan size biraz yaşam gıdası getirsin; çok dikkatli davransın ve sizi kimseye fark ettirmesin.”

20-) Zira durumunuza vâkıf olurlarsa, (ya) sizi taşlayarak öldürürler ya da kendi inançlarına döndürürler… O zaman sonsuza dek kurtuluş imkânı bulamazsınız!

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>